Türkiye’de Karikatür

Türkiye’de Karikatür

Karikatür Zamanı 25.10.2018

Türkiye’de karikatür dünya ile benzer zamanlarda yaygınlaşmaya başlamış ve günümüzde herkes tarafından kabul edilen bir sanat halini almıştır.

 

Karikatür dünyada matbaanın basılmasıyla 19. Yüzyılda yaygınlaşmış ve gelişmiştir. Karikatür Türkiye’de benzer dönemlerde ortaya çıkmıştır. Tanzimat dönemi ile birlikte gazete ve dergilerin çoğalmasıyla karikatür sanatı da duyulmaya başlanmış ve sadece bu sanat ile ilgilenen sanatçılar, karikatüristler yetişmiştir. Sadece güldürmeye hedef alan gazete ve dergiler yayınlanmaya başlamıştır.

Her ne kadar Türkiye’de karikatür batı etkisi olarak görülse de Türk tarihinde benzer sanatlar ile karşılaşmak mümkün. Minyatür sanatı çizime dayalı bir sanattır ve abartılı figürler aynı karikatür de olduğu gibi görülebilir. Karagöz oyunlarına bakıldığında fazla abartılı ve komik tiplemeler ile karşılaşıyoruz. Gülmek Anadolu’da uzun yıllardır bir sanat olarak yer almış, dilden dile yayılmıştır. Nasreddin Hoca ve Bektaşi fıkraları bunun en güzel örnekleridir. Ortaoyunu gibi gösteri sanatları ile abartılı tiplemeler ve komik sahneler halk ile buluşmuştur.

 

Osmanlı Dönemi

Teodor Kasap’ın 1870 yılında yayınladığı Diyojen dergisi ilk Türk karikatür ve gülme dergisidir. II. Abdülhamid döneminde karikatür ve gazetelerin yayınlanması engellenmiştir. İkinci meşrütiyet döneminden sonra ise karikatür tekrar canlandı ve yayınlar çoğalmaya başladı.

Bu dönemde karikatürler resim gibi çizilmekteydi. Gerçekçi çizimler ve bol yazılar hakimdi. Mizah tarafı daha çok yazıya dayanan kısımdaydı.

Özellikle Ermeni gibi Türk dışı topluluklar bu karikatür hareketine daha çok destek vermekteydi. Dönemin önde gelen sanatçısı ise Cemil Cem’dir.

 

Cumhuriyet Dönemi Karikatürleri

Türk karikatürünün ikinci dönemi cumhuriyet sonrası dönemde Türk alfebesini kullanan sanatçıların çizdiği karikatürlerden oluşur. Günlük gazetelerde büyük ustalar eserlerini sergilerdi. Bu dönemde çizgiler değişmiş ve bir nevi yalınlaşma ön plana çıkmıştır. Resim gibi çizgilerden vazgeçilmiş, ayrıntılar önemsenmez olmuştur. Be sebeple de karikatürler günlük ve yaygın olarak hayatın bir parçası haline geldi. Şekiller, simgeler artık kullanılmaya başlansa da yazı halen daha mizahın odağı olmayı sürdürmüştür. İlk kadın karikatürcü ise 1950’li yıllarda çizim yapmaya başlamıştır. Aynı yıllarda karikatürün üçüncü dönemi başlar. Türk karikatürü çağdaşlaşma yolunda ilerlemiş ve yurtdışında eserlerini kabul ettiren sanatçılar yetişmiştir. Bu dönemde çizgiler değişmiş, yalınlaşma gözle görünür derecede artmıştır. Ayrıntılar çizimlerden çıkarılmış, mizah sadece çizimlere yönelmiştir.

1969 yılında ilk defa Türk Karikatürcüler Derneği, 1975 yılında ise İstanbul’da Karikatür Müzesi kurulmuştur. BU dönemde çizgi romana benzer anlatım teknikleri kullanılmaya başlanmış ve karikatüre yeni bir nefes getirmiştir.

 

Karikatür günümüzde yaygın olarak okunan bir mizah kaynağıdır. Mizah dergilerinin sayısı çoğalmış ve takipçileri artmıştır. Amatör çizerlere destekler verilerek dergilerde köşe ayrılmaktadır.